Güvenli sedasyon için hastaların ciddi solunum rahatsızlıklarından ve durumlarından haberdar olmalısınız çünkü, sedatif ilaçlar santral sinir sistemini baskılar, solunum yolunda çalıştığınız için sizin kontrol etmeniz gereken en önemli rakam nabız oksimetresinde kanın oksijen doygunluk seviyesidir.
Kronik tıkalı akciğer hastalarında engelli solunum durumu olduğu için çok dikkatli olunmalıdır. Aynı özelliklere sahip 2 kategoride hasta grubu bulunmakta, bunlar; kronik bronşiti olan ve emfizemi olan hastalardır. Amerika’da kronik tıkalı akciğer rahatsızlığının 1 numaralı nedeni sigaradır ve bu hastalar önemli miktarda akciğer zarlarında yara oluşturmakta ve gaz alışverişi tıkanmaktadır.
Bu hastaların çoğunluğunda oksijen doygunluk temel seviyeleri ideal olandan daha düşüktür.
Önemli kronik tıkalı akciğer rahatsızlığı olan hastalarda provokasyon öncesi nefes alma sırasında oksijen doygunluğu 91, 92 civarındadır. Açık olarak bu sizi büyük bir limit hatasıyla bırakmaz.
Bu hastalarda sedasyon yaptığınızda ve hasta yarı uyur hale geldiğinde nefes almaları yavaşlar. Oksijen doygunluk seviyesi alarmını 90 da başlatmak onlar için kolaydır çünkü küçük bir limit hatasıyla başlarlar. Bu hastalar belirli bir bakış açısından problematik olacaktır.
Hipoksemiye ek olarak, ciddi kronik tıkalı akciğer rahatsızlığı olan hastalarla ilgilenmelisiniz. Temelde bu hastalar karbon dioksit tutuyor olabilir. Bu şartlar altında, bu hastalarda kısmi karbondioksit basıncı normal seviye olan 40’ın üstünde olabilir. Bu hastalarda 50 veya 55 olabilir. Bu hastalar oksijene hassastır çünkü temelde, bu hastalarda hafif derecede hipoksemi olmuştur.
Eğer siz bu hastalara oksijen uygularsanız, karbondioksit tutma sürecine girebilirler ki bu da asidozisin önemli bir derecesidir ve hava yollarında ciddi tıkanıklığa sebep olur. Siz sedasyon kullanmaya pratikte başladığınız zaman, sedasyon için iyi eğitime sahip olsanız bile, size kronik akciğer rahatsızlığı olan hastaları tedavi etmemeniz önerilir. Karbondioksit tutan hiçbir hasta sedasyon için aday olmamalıdır.
AMAÇ GÜVENİLİRLİK!
Yazı: Anthony S. Feck, DMD.
Özel sunum.
4 kategoride sedatif ilaç vardır: benzodiazepinler, barbituratlar, opiatlar ( bazen uyuşturucu özellikli olarak adlandırılırlar) ve alkoller.
Bilinçli sedasyon için dental organizasyon (DOCS) tarafından seçilen bütün ilaçlar, protokoller güvenlidir ve amaç güvenilirliktir. Çok güvenlidir kaydı olmuşsa bir ilacı kullanmalısınız. Binlerce kez sedasyon seanslarında kullanılmış ve az ya da hiç zıt olaylarla karşılaşılmış bir ilaç istiyorsunuz. Bu ilaçlar hastanın sisteminde çok uzun süre kalmayacak. Siz hastayı eve gönderdiğiniz zaman, gittikçe etkisi azalan bir ilacınız olmalı, hastanız evinde güvende olmalı.
4 kategoride sedatif ilaç vardır, benzodiazepinler, barbitüratlar, opiatlar ve alkoller. Bu 4 kategoriden benzoidazepinler en çok istenilen özelliğe sahip ilaç sınıfıdır. Bunlar sedatif hipnotiktir. Sedatif, anksiyeteyi azaltan anlamında, hipnotik, uykuyu indükleyen anlamındadır. Hastalar için asıl amaç uykuyu indüklemek değildir. Hipnotik ajanlar, posthipnotik öneriler için hassas yapar. Benzodiazepin etkisi altında bir hastaya tavsiyelerde bulunabilirsiniz ve bu onların sedasyondaki davranışını etkiler. Bu özelliği kullanarak hastalara, bittiğinde rahatsızlık hissetmeyeceklerini, sonuçla çok mutlu olacaklarını, çok iyi bir hasta olduklarını ve hastanın duyunca kendisini alıştıracağı bir şeyler söyleyebilirsiniz. Bunları duyunca daha iyi hastalar olacaklardır.
Benzodiazepinler aynı zamanda kas gevşeticidirler. Bu yüzden normalde çene kaslarında çok fazla gerilme olan hastalar için mükemmellerdir. Temporomandibular düzensizliği olan hastalara bu ilaçlarla sedasyon yapılabilir ve küçük yada hiç rahatsızlık duymadan uzun seanslar çalışabilirsiniz. Bu ilaçlar aynı zamanda antikonvulsanttır, hastayı nöbete karşı duyarlı yapar yada hastanın nöbetini engeller. Yani epilepsi hastaları, oral bilinçli sedasyon için adaydır. 4 sınıf içinde en modern olan ilaçlar benzodiazepinlerdir ve 1960’lardan beri kullanılmaktadırlar. Dental organizasyonun protokollerinde tavsiye ettiği ilaçlar, benzodiazepin triazolam, lorazepam ve diazepam içerir. Triazolam için ticari isim olarak Halcion da denir. Lorazepam, Ativan, Diazepam ise ticari isim olarak Valium’dur.
SÜRMEMİŞ KANİN VE PREMOLAR BOYUTU
Yazı: Legovic M, Novosel A,
et al. Eur J Orthod 2006 (Ekim):485–490
Amaç: Karışık dişlenme döneminde sürmemiş kanin ve premolar boyutunu tahmin etmek için önerilen metotların kabiliyetini tespit etmek.
Dizayn: Çalışma modelleri üzerinde laboratuar çalışması yapıldı.
Katılımcılar: 14–18 yaş arası 60’ı kız 60’ı erkek 120 Hırvat çocuğun çalışma modelleri kullanıldı.
Metotlar: 120 çocuğun her 2 arkındaki bütün dişleri dijital caliper ile dikkatlice ölçüldü. 8 farklı metodun, kesici ve molarların bilinen boyutunu kullanarak daimi kanin ve premolarların boyutunu doğru tahmin etme kabiliyetleri test edildi. Kanin ve premolarların tahmin edilen ve gerçek boyutları arası ilişkili katsayı, güvenilirliği tespit etmek için kullanıldı. Her vaka ve her metot için tahmin edilen ve gerçek boyut arasındaki fark bildirildi.
Sonuçlar: Berendonk-Nawrath metodu en kötü tahminciydi. Bachman metodunun en iyisi olduğu kanıtlandı ve hemen arkasından Tanaka-Johnston metodu geldi. Bachman metodu %’de 60 gerçek değerin altında tahmin etti, Tanaka-Johnston metodu yaklaşık %’de 80 gerçek değerin üzerinde tahmin etti.
Son olarak, sürmemiş kanin ve premolar boyut tahmin etmede, 8 metot içerisinde en güvenilir olanı Bachman metodudur ama gerçek boyutun biraz altında tahmin etmeye eğilimlidir.
REVERSE HEADGEAR’IN
MAXILLADAKİ BAŞARI ORANI
Yazı: Wells AP, Sarver DM,
Angle Othod 2006; 76 (Kasım) : 915–922
Genel olarak reverse headgear’ın maxilladaki başarı oranı yaklaşık %’de 75’tir.
Amaç: Maxillasına reverse headgear uygulanan kişilerde klinik başarıyı tespit etmek ve uzun zamanda başarısızlık ihtimalini bulmak.
Katılımcılar: Örnekler, reverse headgear uygulanmış sınıf 2 maloklüzyonlu 41 hasta.
Metot: Hastaların tedaviden önce ve hemen sonra; tedavi sonrası 5 yıl içinde ve 18 hastanın tedavi sonrası 10 yıl içinde, sefalometrik röntgenleri değerlendirildi. Yüz maskesi terapisi sırasında meydana gelen değişiklik tipi ve terapi sonrası meydana gelen büyüme tipi, başarısızlık tahminlerini saptamak için, değerlendirildi.
Sonuçlar: Çalışmaların sonucunda ortalama %’de 70-75 vakada başarı elde edildi. %’de 25-30 kişide kötüleşme oldu. Kötüleşen vakalarda sebep genellikle tedavi sırasında mandibulanın daha fazla horizontal büyüme potansiyeli olmasıydı. Ek olarak, maxillar protraksiyon sırasında mandibulanın düzlem açısı açık kaldıysa, bu durum genellikle kötüleşir, mandibulanın yükselen ve alçalan rotasyonuna sebep olur. 10 yaş altı hastalarda, 10 yaşın üzerindeyken tedavi edilenlerle kıyaslandığında, uzun zamanlı düzeltme, daha fazla sabit kaldı.
Son olarak, tedavi sonrası aşırı mandibular büyümesi olmayan ve mandibular düzlem açısı artmayan, maxillar hipoplazi’li çocuklarda reverse headgear %’de 85 başarılıdır.